‘AN’SIZIN
‘An’sızın, bir kadınla bir erkeğin öyküsünü saatlerin eşliğinde izliyor. Zamanın hiç dinlenmemesini, her anın aslında tam da yaşandığı o anda geçip gittiğini hatırlatmak istiyor. Seda Yılmaz’ın fotoğrafladığı bu öyküye, yine Yılmaz’ın sevdiği yazarların ve son olarak da kendi sözcükleri eşlik ediyor.

Evet, işte o havada güzel olurdu yaşamak, orada, daha ağır saatlerin daha çok düşünce kapsadığı, saatlerin daha derin, daha anlamlı bir görkemle mutluluğu vurduğu yerde.
Charles Baudelaire-Paris Sıkıntısı

Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekan insanla mevcuttur.
Ahmet Hamdi Tanpınar-Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Belki yüzlerce yıldır ayrı kalmışlardı-Peter’la; o hiç yazmamıştı, Peter’ın mektuplarıysa tatsız tuzsuzdu hep, ama ara sıra düşerdi aklına, şimdi yanımda olsa neler derdi?-bazı günler, bazı görüntüler, usul usul getirirdi onu aklına, o eski burukluktan uzak; insanları sevmenin ödülüydü bu belki; güzel bir sabah saatinde St James Parkı’nın tam ortasında geliverirlerdi işte.
Virginia Woolf-Mrs. Dalloway

Ben de güzel Féline’e, öylesine güzel adlandırılmışa, hem türünün onuru, hem gönlümün övüncü, aklımın kokusu olana doğru eğildiğim zaman, ister gece ister gündüz olsun, ister ışıkta, ister yoğun karanlıkta olsun, tapılası gözlerinin derinliklerinde açık açık saati görürüm, hep aynı saati, uçsuz bucaksız, görkemli uzam gibi büyük, dakika, saniye bölümü de bulunmayan bir saati; saatler üzerine işlenmemiş, kımıltısız, gene de bir iç çekiş kadar hafif, bir bakış kadar hızlı bir saati.
Charles Baudelaire-Paris Sıkıntısı

Aşk-tam o anda öbür saat, her zaman Big Ben’den tam 2 dakika sonra çalan saat, kucağında bir sürü ıvır zıvırla yetişti, Big Ben’in bir kral gibi yasa koyması iyi güzel ama ayrıntıları da unutmamak gerek, der gibi kucağındakileri boşaltıverirdi-Mrs. Marsham, Ellie Henderson, buzlar için kase-bütün bu küçük ayrıntılar denize bir altın çubuk gibi sinen o görkemli çan sesinin etkisiyle, dalgalar örneği, sıçrayarak yayıldılar.
Virginia Woolf-Mrs. Dalloway

Otuz yılı aşkın bir süre sonra Clarissa’nın zihninde berrak bir biçimde canlılığını koruyan tek şey, ayaklarının altında bir öbek sararmış yaprakla, alacakaranlıkta verilen bir öpücük ve kararmakta olan havada sivrisinekler vızıldarken bir havuzun çevresinde yapılan yürüyüştü. O anın benzersiz mükemmelliği hala geçerli, mükemmel olmasının bir nedeni de, o zamanlar, daha çok şeyler vaat eder gibi görünmesiydi. Şimdi artık biliyor Clarissa: An, o andı, tam o an. Başkası olmamıştı.
Michael Cunningham-Saatler

Bırak da uzun, uzun, uzun süre içime çekeyim saçlarının kokusunu, bir kaynağın sularına yüzüne daldıran bir susuz adam gibi elimde sallayayım onları, sallayayım da anılar silkelensin havaya.
Charles Baudelaire-Paris Sıkıntısı

Ne olursa olsun, hayatlarımızın önümüzde açılıp bize hayalini kurduğumuz her şeyi sunduğu saatler var; çocuklar dışında herkes (belki onlar bile), bu saatlerin arkasından kaçınılmaz olarak başkalarının, daha karanlık ve daha güç saatlerin geleceğini bilse de.
Michael Cunningham-Saatler

Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulasa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.
Ahmet Hamdi Tanpınar-Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Kadın, “Anılarımızın içine naftalin koyarak muhafaza etmeli. Saatler, dakikalar, saniyeler ve saliseler bu anılarda saklı. En çok da saliselere ihtimam göstermeli. O en küçük zaman dilimine…” diye geçirdi içinden. “Anıları biriktirdik diyelim. Peki ya ‘an’lar? Onlara ne olacak?” diye soru işareti dolu gözlerle baktı adam. Kısa bir an için düşündü kadın. “‘An’ların toplamıdır anılar. An geçer geçmez anı olmaya mahkumdur.”
Seda Yılmaz

KİM?
Daha önce burada tanışmış olduğunuz Seda Yılmaz, kalpler, puanlar, renkler dünyasının müdavimlerindendir. Konuşurken, okurken ve yazarken aynı özenle seçtiği kelimeler/duygular, dergi sayfalarına, zaman zaman da fotoğraf makinelerine dokunmuştur. Kendisinin gerçek bir ‘romantik’ olduğunu söylemek, bize kalırsa yanlış olmayacaktır…
burada saatleri ayarlama enstitüsünden ailenin evdeki büyük duvar saati “mübarek” ile ilgili bir pasaj görememek beni üzdü. : )
Mübarek’le ilgili alıntı yapıp yapmamak konusunda ben de kararsız kalmıştım aslına bakarsanız