Blucin açılımı
Mavi’nin olmazsa olmazlarından İzzeddin Çalışlar, ‘açılım’ kavramına jeansel bir boyut kazandırdı
Güncel siyasette açılım sözcüğü, kavramın anlamının aksine daraldıkça, daraldı ve ‘Kürtçe’ye özgürlük’ sloganına indirgendi. Oysa açılım öyle bir kavram ki, hayata girmeye görsün, sıçramadık yer bırakmaz. Açılım kimsenin boyutlarını hesaplayamayacağı bir serbestleşme silsilesidir. Açılım varsa, her rüzgara, her serpintiye, her farklılığa açıksınız demektir. Yoksa da kapalı kalır, farklı olanı görmezsiniz. Açılımın çıktılarından biri de yeni yaratıcılık alanlarıdır. Bu yüzden her açılım zihniyet, biçim ve estetiği de değiştirir…
Bizdeki blucin açılımı iki yönlü olmuştur. İlki, gayrı ciddi giysi olarak görenlere kabul ettirme çabasıdır. İlk İstanbul Festivali’nde annem arka sırada oturan turistleri ayıplamış, “Yok deve! Operaya blucinle gelinir mi!” demişti. Okulda kıyafet serbest, blucin yasaktı.İşe onla gitmek kovulma sebebiydi. Artık annem de, devlet başkanları da giyiyor. Açılımın diğer boyutu kişiseldi. 70’lerde tanıştığımda katır kutur sertlikte, kopkoyu renkli, cildi tahriş edecek kadar kaba bir pantolondu. Bu cefa sadece tek bir amaçla çekilirdi: “Bir gün açılacak!”Her açılıma kapalı 70’ler Türkiyesi’nde blucinin giyilebilir hale gelmesi için şunlar yapılırdı:
1. Denize blucinle girmek, güneşte kurutup, tuzun yıpratıcılığından medet ummak.
2. Sıfır numara zımpara kağıdıyla eşelemek.
3. Çamaşır suyuna yatırmak.
Bunlar renk açılımını sağlasa da sorunu çözmezdi. Necip Türk gençliği olarak şu kişiselleştirme yollarını geliştirdik:
1. Paçaları keserek püsküllü hale getirmek.
2. Arka cepleri sökerek popoda iki koyu renk leke bırakmak.
3. Kesik cebi tersinden dikerek delikleri yamamak.
4. Çini mürekkebiyle yazılar yazmak.
5. Yıpranan ağ kısmı ucuz, yerli blucini kesip yamamak.
6. Paçalara dişleri dışa gelecek şekilde fermuar dikmek.
7. Markasını keserek koyu renk leke bırakmak.
8. Bisiklet zincirinden geçirerek diz altında yağlı ve delikli hasar yaratmak.
9. Jiletle kazıyarak denimin beyaz ipliklerini ortaya çıkarmak.
10.Deliklerin içini farklı renk iplikle örgücüye ördürmek.
11.Diz üstünden kesip blucin şort yaratmak.
12.Blucin şortun paçalarını dikine kesiklerle kalın püsküllü hale getirmek.
13.Yan dikişi diz altından ayırıp araya parça ekleyerek geniş paça üretmek.
14.Kemerlikleri sökerek tersinden dikmek.
15.Bel dikişini keserek düşük belli jean yapmak.
16.Nineleri razı edip nakış işletmek.
Bugün kimse bu zahmete katlanmak zorunda değil. Çünkü her aranan Mavi’de hazır halde bulunuyor. Hem de tek tek elle farklılaştırılmış olarak. Bugün kafasına göre giyinenler, 70’lerdeki blucin açılımını yapanlara şükretsin…
Sonuç: Açılım denen meret biraz zahmetlidir ama hayatı güzelleştirir.

KİM?
İzzeddin Çalışlar’ın web sayfasındaki kişisel bilgileri şu şekilde sıralanmaktadır: 1964’lü. Erkek. Türk. İstanbullu. Bekar. Maçka İlkokulu, GS Lisesi, İÜ/SBF mezunu. Galatasaraylı. Gezgin. Yazar ve editör. Bugüne kadar sayısız Mavi sloganına ve Maviology dergisine imza atan Çalışlar’ı konuk ettiğimiz söylenemez; onun kendi deyimiyle, ‘mavi derili insanlardan’ biri olduğu, su -ve hatta ‘istavrit’- götürmez bir gerçektir.