Dün akÅŸam Babylon’da ol(a)mayanlar…
Yukarıdaki fotoÄŸrafla kendinizi avutmanıza, ‘zaten bu karda kışta kim kalkar gider konsere’ yanılgısına düşmenize yalnızca bir dakikalığına izin vereceÄŸiz. Tam bir dakikanız var. Çünkü iÅŸin aslı bambaÅŸka. İşin aslı, ÅŸu:
Bir süre sonra kırmızı ışıkların altını (çoÄŸunlukla) çizgili t-shirtler giymiÅŸ insanlar kapladı. Konser gecelerinde bir kere daha fark ediyoruz ki ‘çizgiler’ hep moda. Asla da demode olmayacak.

Açılışı ‘Amsterdam’ ile yapan Peter, Björn ve John, İstanbul’a ilk geliÅŸlerinde havanın sıcak ve güneÅŸli olduÄŸunu, bu yüzden yanlarında ÅŸortlarını getirdiklerini ama merak etmememizi, çünkü bu ÅŸartlarda o ÅŸortları giymek gibi bir niyetleri olmadığını belirttiler.
Sonra da sordular: “Sizin dilinizde ’thank you’ nasıl deniyor?”
Arkadan bir ses yükseldi: “Tak tak tak.”

Bir süre sonra sahneye çıkacağından habersiz ‘Young Folks’a eÅŸlik eden Sinan, bir ÅŸarkı sonra kendisini gruba bongoyla eÅŸlik ederken buldu. Performansı tam not ve bolca alkış aldı.

Peter, masaların üstünde, içki bardaklarına ve çantalara aldırmayarak, rocker bir balerina edasıyla sekti. Zıpladı. Hopladı. Bu da artık zaten iyice coşmuş Mavi Müzik izleyicilerini mest etti.

Bu minik detaylardan sizin de rahatlıkla varabileceÄŸiniz sonuç ÅŸu: ‘MuhteÅŸem bir konserdi.’ KeÅŸke siz de orada olsaydınız!