2010 Sonbahar reklam filmini Ali Taran çekti, Cemal Alpan yönetti. Başrollerde Kıvanç Tatlıtuğ ve Mavi 2010 Sonbahar koleksiyonu var. Styling yine Charlie’ye (Carlo Alberto Pregnolato) ait. Geçtiğimiz günlerde, Mavi Genel Müdürü Cüneyt Yavuz ve Kıvanç Tatlıtuğ, reklam filminin tanıtımını yaptı.

Cüneyt Yavuz dedi ki: “Yarattığımız moda artık çok konuşuluyor, dikkat çekiyor ve beğeniliyor. Geçtiğimiz ay, Mercedes Benz – Berlin Fashion Week kapsamında düzenlenen defileye katılan ilk Türk moda markası olduk. Dünyada moda denince artık sadece New York, Paris, Londra konuşulmuyor, İstanbul ve Türkiye’nin de adı bu merkezler arasında anılmaya başladı. Mavi’nin bunda önemli bir paya sahip olduğunu bilmek, bizim için gurur verici.”
Kıvanç Tatlıtuğ dedi ki: “Mavi’nin yeni sezon koleksiyonunu görünce, moda bu işte diye düşündüm. Çok oluyoruz diyorlardı ya bir zamanlar, artık daha da çok oluyorlar!”

Biz diyoruz ki: “Daha da çok ve daha da Mavi olmaya devam edeceğiz. Sizi de yanımızda görmekten ‘Kıvanç’ duyacağız!”
40 saniyelik yeni reklam filmimiz, 26 Ağustos’ta gösterime giriyor.
Şu sıcak günlere aldanmamak lazım. Kış da elbet bir gün (üç ay sonra) gelecek. Şimdiden Sonbahar-Kış 2010-2011 trendlerini bilsek ve Mavi’lerimizi nelerle kombinleyeceğimizi şöyle bir görsek fena mı olur? Binlercesi arasından sıyrılıp en tepeye oturan anahtar kelimeler işte şunlar:
ALTIN:
İhitişamlı altın, kendisiyle dalga geçildiğinde güzelleşiyor. Nasıl mı? Upuzun altın rengi bir eteği, jean ya da beyaz bir gömlekle giydiğiniz zaman mesela… Ya da altın rengini spor ayakkabıda tercih ettiğinizde. Önümüzdeki sezona baktığımızda anlıyoruz ki gardırobumuza altın tozu serpmenin zamanı gelmiş de geçiyor bile!

KAT KAT ŞAL:
Sarının sarmalanın, şalların içinde yuvarlanın. Atkılar ne kadar uzun, o kadar iyi. İster maskülen bir pantolonla, havalı bir üniforma yaratın, isterseniz şalınızı etek ve paltoların üzerine sarıp sarmalayarak bohem havalara bürünün. Yeter ki üzerinizden bir şeyler sarksın!

SULUBOYA DERSİ:
Renk renk renk. Bu kış, kırmızı, pembe ve bordoyu bir arada kullanacağız. Araya belki biraz gri ve hardal sarısı katacağız. En olmayacak iki rengi, ustaca birleştireceğiz. Bunu yaparken de dokuların çatışmamasına, uyumlu kumaşlar seçmeye dikkat edeceğiz. Hayatımızı kolaylaştıran jean, işte burada devreye girecek. Denim blue, tabii ki her an her şeyle giyilecek!

UZUN, UPUZUN, EN UZUN
Maksi etekler altın çağını yaşıyor. Hmmm… Maksi etek ve altın rengini birlikte kullanarak bir taşla iki trend vurabilir miyiz acaba? Mavi’nin de her zaman desteklediği kat kat giyim, hantallıktan uzaklaşarak, incecik kumaşların birbiri üzerine dökülmesiyle şıklaşıyor. Upuzun bir eteği, kısa bir üstle kullanmak yerine, daha uzun bir yün kazak seçerek, biraz Grunge ama oldukça sofistike bir hava yakalayabilirsiniz.

KADIN/ERKEK
Maskülen hallere ara vermiyoruz. Son iki sezondur erkek gardıroplarını talan ediyorduk. Aynen devam ediyoruz. Eğer ki yüksek belli erkek pantolonları ya da kareli erkek gömleklerine birkaç adım uzak durmayı tercih ediyorsak o halde, aksesuar kartımızı oynuyoruz. Belki bir yaka detayı ya da fötr bir şapka ile…

50′LER/MAD MEN
Daha önce UçukMavi’de yer verdiğimiz Mad Men’i seyretmeye başladıysanız ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaksınız. 50′ler tüm feminenliği, tatlılığı ve fırfırlarıyla geri döndü. Diz üzerinde etekler, çiçek desenleri, hanımefendi şıklığı… Erkeksi görünüme şiddetle karşı çıkanlar için!

45.000 olabilir mi?
45.000 kişi Mavi’nin Facebook sayfasında toplanabilir mi?
Soruyoruz.
Hepinizi bekliyoruz!
Scott Shuman, yukarıdaki fotoğrafı ‘en sevdiğim podyum dışı görünüm’ olarak adlandırmış, ünlü moda blog’u The Sartorialist’te. Bir zamanlar modaya ayak uydurmayı beceremeyen, klasik kulvardan şaşmayan erkeklerin ayağında rastladığımız, en çok Sebago ve Timberland markalarıyla tanınan ayakkabılar, güverteden moda merkezlerine hızlı bir geri dönüş yaptı. Özellikle eskimişi makbul, o yüzden sandıklarınızı şöyle bir karıştırıp bakın, kenarda köşede, derisi yıllanmış, yumuşacık olmuş, rengi hafifçe solmuş bir versiyon bulunuyor mu?

Bir diğer klasik de hikayesine Norveç’te başlayan, oradan önce Amerika’ya, daha sonra da Avrupa’ya taşınan Loafer ayakkabı. İki sezondur, o da altın çağını yaşıyor. Tarihçesi şöyle: Norveç’i ziyaret eden Amerikalı Esquire editörleri, Norveçli çiftçilerin ayağında gördükleri ayakkabılar üzerine bir moda yazısı hazırlıyor. Bağcıksız, rahat ama son derece havalı görünen bu ayakkabılar, Amerika’ya göç ettikten sonra, 50′lerde Penny Loafers adıyla okul üniformalarına eşlik ediyor. 60′larda daha gösterişli versiyonları takım elbise altına giyilerek işe giderken, Gucci, 1966′da eğer tokalı Loafer’larıyla bu iddialı parçayı markanın imzası haline getiriyor. 80′ler Michael Jackson’ın elektrikli Loafer adımlarıyla aydınlanıyor. Bugün, Tod’s Loafer’ları Gwyneth Paltrow, Jessica Alba, Katie Holmes gibi isimlerin ayağında görüyoruz. Yılan derisi de var, güderi versiyonu da.

Daha cesur ve Pop Loafer alternatifleri de var tabii: Fred Perry için Raf Simmons’ın tasarladığı püsküllü Loafer’lar, Acne’nin fosforlu sarı ve çimen yeşili Loafer’ları gibi…

Siz hangisini giyeceksiniz?
Mavi mağazalarına sonbaharın ilk ürünleri girmeye başladı bile. Akşam serinliği dediğimiz o muhteşem şeye yeniden kavuştuğumuzda, bu şallardan biri boynunuzu süsleyebilir. Sizin favoriniz hangisi?





Tizu çantaları, fonksiyon odaklı ve oyuncul tasarım anlayışıyla, en yüksek kalitede deri, el işçiliği ve aksesuarları bir araya getiriyor. Dokuz ayrı modelden oluşan ilk Tizu koleksiyonunda erkek postacıları, portföyler, orta boylu ve modüler çantalar var.

Marka, ismini yaratıcıları Zeynep Erel’in (solda) takma ismi Zuzu’nun “Zu”sundan ve Tipi Ergün’ün (sağda) ”Ti”sinden alıyor.
Aynı zamanda Burma’daki bir nehrin adıymış Tizu.


Modüler modellerin değişik kapak seçenekleriyle hem kendi stilinizi oluşturup, hem de değişik kıyafetlerinizle kullanabiliyorsunuz.

Çantaları tasarlarken özellikle moda bilgi kaynaklarından uzak duran Tizu kurucuları, Zeynep Erel ve Tipi Ergün; başka yerde rastlayamayacağınız, kendilerinin de zevkle kullandıkları, çıtçıt, fermuar ve mıknatıslarla donattıkları sıradışı modellerle çok eğlenmişler.

Tizu’lanmak için Laundromat (Galip Dede Cad. 93B Kuledibi
Galata – 0212.249 9892) ve Charmante by Nazlı’ya (Maçka Cad. Narmanlı Apt. No 26/b, Teşvikiye- İstanbul. Tel: 0212 236 20 53) mutlaka uğrayın.
Neye mi? Tarihe… Ama Osmanlı’ya uzanmayacağız. Pop tarih bu. Skinny jean’i bir kuşak Michael Jackson’la tanıdı mesela. İtirazı olan var mı? Kate Moss, bu konudaki telif hakkı isteğini çeksin hemen, rezil olmasın cümle aleme! Sonra Aerosmith’in ‘Cryin’ videosunda Alicia Silverstone’un giydiği yırtık pırtık jean şort, hepimizi pantolon katliamlarına sürüklemişti. Bir de piercing hikayesi var tabii… Rolling Stones’un efsanevi ‘Sticky Fingers’ albüm kapağını kim unutabilir? Ya da Kurt Cobain’in Grunge akımını hayatımıza sokuşunu… 90′larda hepimiz çizgili tişört ve Converse’le tamamlamadık mı dizleri özellikle aşındırılmış, yırtılmış jean’lerimizi? Jean Michel Basquiat, İspanyol paça dediğimiz, yalnızca kadınlara ithaf edilen o modeli, hakkını vererek taşımıyor muydu gerçekten? Bugünün Cora’sını erkekleştirmiyor muydu sizce de? Tüm bunlara bakınca ‘jean modanın karafatmasıdır, evrendeki her şey ölse de o yaşamaya devam eder’ diyebilir miyiz?

Michael Jackson, aynı Pop müziğin olduğu gibi Skinny jean’in de kralıdır bize kalırsa… Evet, ondan önce ve onun zamanında, daracık jean’leriyle aklımızı başımızdan alanlar oldu ama Michael, başka hiçbir şey giyemezmiş, zaten de giymemeliymiş hissini vererek taşıyordu bu kült parçayı.


Dandy stilini jean’le birleştiren bir isim: Jean Michel Basquiat. Tabloları kadar kıyafetlerine de hayranlıkla baktığımız bu ressam, gerçek bir kombin ustasıydı.
Yazının tamamını göster
Farklı yıkama, kesim ve renkte jean parçalar, birlikte doğru kullanıldığında umarsız, havalı, neredeyse Parizyen bir görünüm yaratıyor. Mavi’nin Sonbahar/Kış 2010 koleksiyonunda, doksanlı yıllardan emanet aldığımız bu akımın izlerine rastlamaya devam ediyoruz. Buz mavisinden lacivertin en koyu tonuna uzanan bu renk skalası, kulaklarımıza şu cümleyi fısıldamaktan vazgeçmiyor: ‘I love Mavi’.

Uçukmavi’de sanat ve fotoğraf dolu günlerimiz tam gaz devam ediyor. Bu kez Katy Smail’in illüstrasyonlarıyla renkleniyor blog’umuz. Kendisinin moda kokulu işleri, özellikle ilgimizi çekti. İllüstrasyonlar, göze hoş görünmenin dışında renk kombinleri hakkında da fikir verebilir, bir de bu gözle bakmanızı tavsiye ediyoruz. Ve sanat dolu bir hafta sonu diliyoruz!




Sanatçının atölyesinden çıkmış yukarıdaki kare, tüm çizimlere göz atma isteği uyandırıyor. Katy Smail’in işlerine daha yakından bakmak için tıklayın: http://www.whatktdoes.com
Ekin Erekli’nin UçukMavi için çektiği fotoğraflara iyice yaklaşırsanız belki oralarda bir yerlerde Willy Wonka’ya da rastlarsınız. Hayata bakışını, objektife en güzel yansıtanlardan biri olmanın haklı ayrıcalığını yaşayan Erekli’yi yazar/çizer/gezer/çeker olarak da tanımlayabiliriz. Kendisinin çıkardığı listede ise şunlar var:
Ekin Erekli, kendini bildi bileli yazılar yazar.
Dergilere bayılır. Üretmesine de tüketmesine de.
Fikri boldur.
Hatırı sayılır bir reklam geçmişi vardır.
Seyahat etmeye ve arkeolojiye bayılır.
Sıcaklarda soğumaya değil, soğuklarda ısınmaya çalışmayı tercih eder.
Rahatına düşkündür, yeni yeni topuklu ayakkabılar almaya başlamıştır.
Kafasına göre giyinir. Gardırobu hiçbir zaman yeteri kadar donanımlı olamamıştır.
Kottan yapılma elbise, ceket, pantolon, ayakkabı ve çantası vardır. Hiçbirini birbiri ile eşlemez.
Ekin’in Çikolata Fabrikası’na ya da Cam Asansörü’ne hoş geldiniz! İlk sağdan içeri girin, bakalım geri gelmek isteyecek misiniz?


