“Pandispania” bir tatlı değildir…
Peki nedir?
Yazarlığını Ayşe Telci ve Aslı Arduman’ın yaptığı bir müzik blog’udur. Kasım 2008′de, sanal hayata merhaba dedikten birkaç ay sonra, Ayşe ve Aslı kendilerini DJ kabininde bulur; Kulp ve Kiki’de çalmaya başlarlar.
Eğer bu gecelerden birine bilerek ve isteyerek tanık olmadıysanız, hemen harekete geçin deriz. ‘Ben müziğimi evimde dinlerim’ diyenlerdenseniz, ona da itirazımız yok. Pazar gecesinin son saatinde, 11-12 arası, kulağınızın 103.8 Dinamo FM’de olması yeterli.
http://pandispania.blogspot.com ve http://pandaloop.tumblr.com/page/2′i tıklamayı da ihmal etmeyin.
Pandaloop’u neden seviyoruz
Birinci sebep tabii ki Ayşe ve Aslı. ‘Güzel müzik dinliyorlar, güzel giyiniyorlar, güzel yaşıyorlar’ ve her şeyden önemlisi bu durumun pek de farkında değiller, mütevazı kalmaya devam ediyorlar.
Hiç bıkmadan dinledikleri, onlara göre zamanın eskitemediği isimler
Pixies, Sonic Youth, Yo La Tengo, Pavement, Echo & The Bunnymen,
Jesus & Mary Chain, Talking Heads, The Smiths, The Cure, The Wedding Present, Cinerama, Afghan Whigs, Piano Magic, Belle & Sebastian, Sigur Ros, Radiohead, Spoon, Wilco, The National, Broken Social Scene,
TV on the Radio, Animal Collective, Joanna Newsom, Yeah Yeah Yeahs, Shearwater, Deerhunter, Sunset Rubdown, Andrew Bird…
Hangi grubun üyeleriyle bir hafta geçirmek isterlerdi
Aslı’nın Broken Social Scene ile böyle bir anısı olmuş, grup elemanlarının aynı konserleri gibi tatlı ve eğlenceli olduğunu düşünüyor. Şöyle devam ediyorlar listelerine: “Bradford Cox (Deerhunter ve Atlas Sound) ile tanışmak isterdik. Sonic Youth olabilir, Thurston Moore’un inanılmaz bir espri anlayışı var! Ayrıca, Animal Collective, TV on the Radio, Arcade Fire ve daha yenice gruplardan Wild Beasts ve Yeasayer.”
Ayşe’nin tasarladığı flyer’lar çerçeveletip duvarlara asılmalı. Bu da yetmez! Şehrin dört bir yanını kaplamalı.
Bu, bizim fikrimiz. Siz ne dersiniz?



Harikasinuuz:)